MySelf Research Şiir Denemelerim
Copyright © 1997-2006 Tunç Medeni
ŞİİR DENEMELERİM ya da DENEME ŞİİRLERİM, veyahut ŞİİR DENEYİMLERİM hatta DENEYİM ŞİİRLERİM...
YAZDIKLARIMA, KİTAP ADI DAHİ VERMİŞİM :
YONGA

Tunç Medeni
İçindekiler:
2. ISTANBUL DA BEN... O PERA VE
4. HAH!
5. KAÇIK KAAŞIK
10. AĞLAMAK NAMINA
11. BA'HAR
13. O KUL YI LL IK YA ZI SI, DES TAN IM SI
14. 88
DERDİN NE DİR
EDİR NE
Edirne'nin gri rengi
Selimiye, 3 Şerefeli
Eski; II. Beyazıd Camii
noktaları nirengi.
Ben densiz;
Gündüz etrafta, etraflıca
Akşam yatakta
Gece kervan saray kafeterya barda..:
Edirne'nin:
boyu posu yerinde
kökleri ta derinde
Kazanova'dan Kırkpınar'a
İsimsiz kahr romanlarından
Levend”oğlu” Haluk'a.
Memleketin anasonu,
güneşin batısı burası. Sıla acısı
Ser hattın sırrına
çarpıp yansımada.
Sınır kuleleri, Karaağaç
Satıh, sinir harplerinin
Toplu-m bir-iki-m inin
Çukurca aynası.
Anasonun kıvamı,
Su ile karışıp da
degişmez esrâreng îz ini alması
Edrine de
Daha bir başka,
Belli ki bir daha, daha
bardak kaldırmazsan
ne yaparsın
bu kasvette,
insansın.
İnanir mısın?
Sanırsın, geçmiş
kopmuş yerinden
Geliyor üstüne.
Öğ'le geçmiş ki
Sis perdesi
Örtüyor, örteliyor
yaşanan denilenleri.
Ortalık sus pus.
Dersiniz sis-posların
tarih dersi…
Ve ya, kıyamete kadir
cennetin puslu günleri.
Yok ya da en güzeli;
Bir açıkhava müzesi konseri
Etrafta buhar makineleri
du-rumu, u-çurumu an-dıran
dum dum, dum- âni.
Kara-ağaç İs-tas(a)-yon'undaki
Asılı duran lokomotif
Satranç tahtasında
Tek başına nefs' eri
Gibi.
Ve oralarda
medeniyetin kalan tek dişi
bile var.
..
Ne diyeler Edirne, yola koyulayazalar mı?
..
Toplasan hepsini, kalan
Uzun zamanlardır -
Çin Çin gribi olan bir dişi.
Selimiye de ters bir lale
Bir mezar taşı
üzerinde taş'dığı
işlenmiş Palet ve Fırça…
Ama dur! Meriç Tunca
Bir şeyler mi mırıldanıyor yoksa.
.. ?
O-da, varsa, bir başka akına
Tunç Medeni
4/1/97
İs-tan-bul
(İs ters.. yön)
Istanbul da ben.. o Pera ve
Tarih, sıradan
kalender bir gün
bugünlük
mışıl mışıl kalkmışım yatağımdan
kıss..saca
duş almışım.
Sabahı kahvaltı ile yaşadım:
etrafıma yakındım
kendime yakınmadım..
Son rası, alt tarafı
coşkunca Barış ile
eni konu şımarmam.
Yu karısı
kızı karısı bo şaltmış
tası tarağı toplanmış
odaları.
Kral daireleri, zat î alleri
müzelik.
bir ajan dolu ki Pera,
konsol-Osma(n)lı,
sormayın gitsin!
Fakat,
bayram değil seyran değil.
-Bana kalsa
I st-an-bul nü- ans ama-
“Olimp-Ic” hiç degil.
Olsa olsa
çözük-uçkur skandalı,
tarihi Küve_t Sav Aş Kı
sonrası.
o dam dam altı; balkonlu:
şeyy , tan sofrası seriliyor karşımda
altından boynuzlanan H al iç
göz üm altında;
eski Istanbul'un altın boynuzu
artık, ayağa pas gümüş halhalı
vaktinde içmiş nektarını dol durup içinden kim içtiyse
şimdiyse
kasığımdan - kapış-pişik aramdan taşa'ğan kıs'um; Kasımpaşa ..
boynuzdan öz içenlerse
döl vurup
kokan ayak kabından
posa dikiyorlar iştahlarına.
har am vurup h ar man savurup
kuşaklara en güzel armağan
ser es ki uçan halı ser sin serri
ser, seri ver.
Tanrıçaların yarandığı ayna gibi yer
Serseri mayın Kolera yeri
Romanın çift yönlü hey keli,
sofra mozaiki, al ham am mer meri mer'i;
olmuş sana al kalb küt mono blok mermer.
surlar saraylar
yaşanan olaylar
roman gibi di i mi.
Ah bir es se sel götürse
son bir kez
-bir kez daha-
Ay kız . ay gız gııı.
Pey gamber gemisi.
amber gibi mis kokulu;
ambarları dolu: hayranları kulu.
Fıkh'rada da geçer;
Papazın yakarışı, el kitabı elinde.
En azından
gemi azığa almamış olsalardı
yine iyi, der-dik:
barakalar kalktı
tu zaklar azaldı.
Ne var ki
azan azgana:
Boyn' una ilmik;
dikişleri zor tutuyor.
Boğaz sa bir başka alem
-benim tar arf ‘ tan gözükmüyor-
iki yakası kıt a kana t, zor,
geriyor geliyor geçiniyor.
Bir gemi vuracak kıyıya-pir vuracak.
Her şey düz-ele-cek-cek cek. Çek çek sen de kaçırma.. *
balkona
konan yeni bir şey yok.
ama ah işte
bahar havası,
güneşli derme çatma
sonrası
pek-mez
pek hatırlamaz'ım..;
bi' tek yazıma uzanışım
zati tam tem izlik saati gelişi.
tarihi şamp - anca' - uan kapaklarının sergilen'işi.
31 katlinden kalan
sandalyaların kon ser ve ver ilişi ği,
takıntısı takırtısı O pera'nın.
tem'hiz e llerin gidişi
mini-barmenlerin kapı post-iti**
son ra sı…
Tunç Medeni
8.2.98
Pear palas pandıras
*söylen meyen, ay an ba'y an- ne kaldı ?
kaldı bir şeyler daha,
yazarken şunları
bunlar gitti.
za'ar oyunu gibi
bi' manzara daha paklar beni simdi!
**post-it-köşe yazisi, milliyet'tea pazar günleri. posu Postu, itin; postalamak iti, minibar kontrolörü, suyu pa halı so nucu, kapıyı itin.
bag dat cad desi
ses ettiğim yok
ortalık ta ses iz.
bu boşluk demek değil ama /
ısmarlama bir ezgi
geldi damağıma
dimağıma, kursağımda
sok aklar,
içi boş,
dışı boş;
içi boş,
dışı boş
araba,
elbise
dolu
açık dükkanlar
aşık atanlar
görünmüyorlar etraf lıca
sona. bas tiz damarım.
Islak!
ıslığım.
sonra / sonra sı
hava karardı
kara, ha vardı ha varacaktı
ay yalındı
ters yöne.., yanıldı
sadede
bir iki, tane ışık
ortalık_
kıvam kaydoldu
kıvamım' kayboldu
iyi aksamalar artık.
sürç-i aksan ım var dı sa da
affola
yürüdük o kadar, saatler boyunca
rumuz
1.4.98
konuk evi
Hah!
Ben
ne yapıyorum
“Koca- bir günün ardından”
Dene - ne - bilinir ki;
karşıdan karşıyı seyreti, yor'um:
sırsız aynadan uzanıp
camın cânımın
öbür tarafından
bularaktan
kendimi
“Yazarken, bu diz ‘ leri
koca bir ton, ten, tin, tin dolusu-kurusu
daha kaçırı - verdim..
acı yanı bu rası”
Bundan sonrası
bunalık
“bul anık suda
son kala, balık
som balık;
es kaza, insan
so. alık”
ar
iz
ona
rü
ya
sı.
ben
a cemi
ne be. ce ririm..!
pen cere, baka baka
cen dere, kara kara;
can dara, düşe kaka
Key if sizim
Anlamsızım
Kendime gelir im im
ne diye, neyi niye
Allah'ım
yalnızları oynuyorum
yıldızım' soluyorum
yaldızını soluyorum
soramıyorum
Kel afet imgeleri ile
yüklü ceyim
iyi ki,
din giliyim
iyi iki
den giyiliyim
sevgilim
de gilim
karlı kaşım
inc' itici dudağım
melül göz lerim
-den başka neyim.
Hah işte;
daha ne,
aynada âyan
bêyan karşım.
Al birini
vur ö te kine.
hıh!..
tiks indim.
“şam ağzım
som alığım
as asıya, yaz asıya
kadear
zam-
anlaman
artık
geçti.
taa ki (pp)
yat'sıya
denk geldi..”
31.3.98
Bos tan cı
hey hey
uyumanın şimdi sırası mıı
Kaçık Kaaşık
Bugün şık oldum
yarın a'şık olurum…
Ben;
Beraber olsam on'la
Sevsem sevinsem?
-Derb'der dolansam
Sersem serilsem.
Y'apışık kalsak ola ki.
Ertesi gün serinlikle
pışık olurum -
Örtesi günler ah!
Ben, hep pişman - pişik olurum.
Karışık
16-12-97
(Bu ben:-)
AHBAP'LIĞIM VAR iSTANBUL'DA
HATTA, TOPLA TAŞIM HATTINDA
(DOSTUM)ALi'Yi ÇIKARDI KARŞIMA.
AMA; YOK HiÇBiRiNi ARAYASIM:
YASINI TUTTUĞUM, YASASINI KOYDUĞUM
BiR ŞEY DEĞiL
ADA KONAMAYAN BiR
ARA YAŞTA DA DEĞiLiM.
SADE', BiR YA Ş AM SÜRTÜSÜ..
..KENDi iÇiNDE GERiLiM, DELiRiM...
NE OLDUĞUNU BU KEZ DE
BiLMEDEN GEÇiNDiĞiM,
GÜZÜ GEÇiRDiĞiM, KIÇINA DAYANDIĞIM.
NE VARDIYA!
HENÜZ ERKENKEN
(JEN E RiK DE FONDA TEZAT HÜRAT DALGASI,
ÜSTTE GEÇEN ALTYAZ(G)I:)
...EL DE iKEN GÜZ EL...
KELDE, TAKIMLAR, KIYIYA YELKEN AÇMAMIŞKEN
"SIRTA KAM BUR KULUP"
BAYIRA KARŞI ÇADIR ÇÖKMEDEN
HIh hIh - soluk soluk'a da kaldIk...
EYER, KUŞANABiLSEYDiM.......
(Başka biri konuşuyor benimle şimdi :-) :-(
ADAM SEN DE
ADIM NASIL OLSA SENDE
HELE, BAK GÖR BAK, TEKBiR SECDE;
BiR TEK ADIM SENDELE.
ODANDA KAPALI KUTUSUN
PAtikli ayakların HALI DA, KAP KAPA
KAPKARA.
ADAN ISSIZ yüzsen mil öten'de tek kara parçası
SENiN "iSSE" NEDEN UMURUNDA DEĞiL!
KENDi HiSSEME üzülüyorum YANi iÇiN iÇiN SENiN iÇiN.
HADi BUNA KADEH KALDIRALIM HO HOYT, ÇiN ÇiN!
OOOOOF, ANLAYAMIYORUM iŞTE BU KAEDEAR,
YETER!
iNSANIM, CiGERiM, iNA NA NIM:
..AH iŞTE SEN BiR iSTE SEN..
ASLINDA NELER OLACAK NELER!
SENiN YERiNDE BEN OLSAM BEN
YANi YERiNMEK-GERiNMEK GiBi OLMASIN AMA
ÇOK ŞEY YAPARDIM ÇOK!
YOK ÖYLE DEĞiL DE, YANi:
AMAAN CANIM T AMA M!..
..SUSTUM, KARIŞ MAM.
Bi' DAHA KARIŞIRSAM
iKi OLSUN...
olsun
ben niye se N D E LEYEYiM Ki
EN FAZLA SANDALYEYE, BiR TABUREYE ÇIKARIM
TA BURAMA GELMiŞ OLUR ÇÜNKÜ
SALARIM YULARI BOŞLUĞA, SARARIM BOYNUMA
BOŞALTIRIM AĞIRLIĞIMI AYAKLARIMDA
SONRA Bi' TEPiK
ASILI KALIRIM BOŞLUKTA...
ARTIK BENi NE ZAMAN HATIRLARSANIZ;
MORARAYAZDIĞINDA MI ORAM BURAM - KORKTUĞUNUZDA,
VE YA KUT: BURAM BURAM KOKTUĞUMDA
SILA ÖZLEMi KALMAZ ZATEN.
SONRADAN O ANI SORANLARA
ANLATIRSINIZ, HAYATINDA iLK DEFA
SIMACA GiDiYORDU DiYE ANLAYANA.
VA SiYETiMiZ DE HAZROLDU BÖYLELiKLE:
YAZIN!
"ÖYLE UZUN ZEPLENDi Ki HAVADA
iLiKLERiNE KADAR DONDU KALDI".
ALLAH..
RAHMET YAĞDIRSIN
SON GÜNLER DE RAĞBET ÇOK DA...
31.12.97-1.1.98 idi
neresi
yersiz soru,
sonu.
hayırlı alışveriş!
bugün pazartesi
“sorun”un ertesi
un somun ekmek
um sorum emek
kafam ın tası attı
pazar ın tesi attı
nazar değ mesin artık
aldım altıma atımı
alınıverdi-Allah verdi,
alıştıra alıştıra-bir çırpıda
Bravo bana
na'çar baban, arab an..'
gelini verdi, güveyi gitti
son kertesi
bu işin
bundan iyisi
sağlığı canının
Tunç Medeni
4 4'lük ve
Bir Pazartesi
Fincandan Çıkan Can
Bir buçuk sene sonra gelip bir araya
Heves ile baktığımız kahve falında
‘Ölümü gördük', ama yorduk başkasına
Yorulmuş ürkmüştük, bilemedik açıkça
Ölüm, ölen o solgun suskun puslu yüzmüş
Çevresindekileri çoktan, çokça üzmüş
Gördüğüm, kördüğüm, yüz çukurları belli
Sevimli velet, hayal-et, Kespır suretli
Yalnız, manasız, taş gibi donuk bakışlı
Masum veya arıtılmıştı günahları
Ya ölmüş çoktan ya daha hiç doğmamıştı
Kendinden mahzun, sitemkar böyle olması
Telve imgesi birden ‘oldu' kurukafa
Karakorsancı ve atı, aha baksana!
Konya kaçkını, o evliya sakalıyla
Hayranlık ürküntü iğre.ti bir arada
Ey Ali Dayı sen çok yaşa mutlu yaşa
Güvercinlerinle bulutları kovala
Ne var zaten ağır ağaran bu dünyada
Meraklanma iyi, kalanların arkada
***
Ananemin evi Ankara K.Esat'ta
Bahçeleri yok, yol olmuş Bankacı Sokak,
Birlik Apartmanı dokuz no. En üst katta
Akık çatı, terası dolu anten çanak
Kocatepe'ye bakan o eve bakınca
Fotografını bakanlığın kullandığı
Alacağım tat acı dolu bundan sonra
Ağır, keskin, ‘silinmez asla'; daha farklı
Çatı katı, çat kapı, ‘merhaba anane,
Geldim, anahtarı verip veda etmeye'
Derken, ‘Ali dişarıda ölmüş ya' diye
Duyduğum, anlamıyorum elbette önce
Ayakkabımı çıkarmadan girdiğimde
Ali ölmüş Alpanı ara diyor ‘anne'
Telefonu tuşlamakta beceriksizce
‘Dışarısı' neresi ‘ölmek' ne kelime
İyi, dışarısı dediği teras zaten
Ölmemiş bayılmıştır ayıltırız hemen
Bayılmamış mıydı anane de önceden,
Düşündüklerim, onu dışarı izlerken
Gördüğüm manzara gayet normal, sorunsuz
Koca Dayı uzanmış uyukluyor yalnız
Kendinden mi bilmem hafifçe sola devrik
Ama herşey yerinde ne fazla ne eksik
Geçildi içeri arandı işten Dayı
‘Ölmüş' yerine ‘Vefat etmiş' kullanıldı...
”Dayım gelecek sen de otur biraz dinlen.
Haydi nasıl oldu anlat bana ilk elden...”
Dışarı tekrar çıktığımda tek başıma
İlk önce bakmaya, ardından sırasıyla
Yaklaşmaya, dokunmaya, anlamlamaya
Korktum, ya höö diye birden canlanırsa!
Sonra tek tek sorguladım korkularımı
Aslolan canlanması mı uyanması mı
O bildik ses tonumla seslendim adını
Suyla ovdum bileğini, ama kalkmadı
Nabzını yoklasam da ne anlarım ki ben
Ah Dayı sen de artık bir an önce gelsen
Gelse ne olacak, göçmüş işte rahmetli
Ne yapılır, şu anda onu düşünmeli
Hayatımda ilk kez görüyorum bir ölü
İlk kez yakın bir akrabam, yanımda öldü
Karşımda, o yerde ben de ayakta durmuş
Yerde ayakta kuşları, sakin kudurmuş
Soluk soluklaşırken nasıldı acaba
Nedir üstünde durduğu o kara torba.
Kalbin atmaz olmuş yaşın atmış olmadan
Nerenin yolcusu bedenden çıkınca can?
Sonrası, sonrası var mı, anlatılır mı...
...Diyeceğim, üstünü örttük, vardı Dayı...
Bir kardeşin abiyi o halde bulması...
Bana sade oradan uzaklaşmak kaldı...
...anmamak daha iyi, yeri ve zamanı
O akarsu çıkmazı
Tedorigava, 20.07.04
Akarsu kıyısında
Guruba karşı koşma
On artı on'ar dak'ka,
Onuru onarır mı
Onsuz ruhsuz olmamı
Unutturur mu sırda
Aktarınca yazına
Ağırdan sataraktan
Ortalık kararmakta
Ayınsa doğmuş çoktan
Artık koyulsan yola
Ah yurduna yollansan!
Aklıma kaydolup da
Ay, kaybolmuş yokluğa.
Akan su çağlaması
Kayıp, duyulmazlandı.
Kalan, yolda araçlar
Havaalan' uçaklar
Hayırlı akşam sana
Kalasın sağlıcakla
Kalmadan yalnız fazla
Kavuşasın yuvana
Sağ anana babana
Kardaşına yavruna
Ağlamak namına
Kanazawa , 19-20.07.04
Ağlamak namına:
gözünün gönlünün
gönlünün gözünün
yaşlanır kenarı,
yaşlanırken arı
duran masumluğun:
Canlı tutmak için
Senede beş altı
Sefer sulamalı.
Hüznünden kendinden
akmaya hazır
yaşlardan hakça
ördüğün ağlar;
omzuna bir daha
yaslanmayacak o
yosma yarinin o
yaş yasını tutar.
O tatlı baş belan,
yaşamını yazan,
yarınını yaran,
yaranı kanatan,
kanını kaynatan:
yar degil, yok, hayır;
ondan yaratılan
His, sevmeye dair.
Senin yarin olan,
Var olan yerine
Var olmuş olanın
verdiği has hisse
kuvvetlice bağın,
Ne yüceltir seni,
iyi bir sevgili
ince ruhlu biri
olmana el verir;
ne de anlamlama,
ak kara anlama
hayırlı hayırsız
nedir ayırdetme,
acıyı dert etmeme
işin kolaylaşır.
Kazanımın belki
bir roman-tik şair
bekleyen keşfini
sadık, sapık, sabık
ruhunu, ve sair –
ki o da birazcık.
Sakın ha ondan
umma ün san
kendini şanslıysan
masum bir insan san
giderek yaşlanan.
Aşkın sandığından
dışarı açığa
çıkarken ne varsa
değerli saydığın...
sarılsa kavukla
aksindeki kafa
lavukluğundan mı
bilgeliğinden mi
bilinebilir mi...
Bir azıcık duygu
Sağ azı dişinin
kırık kovuğunu
doldurmaz; Dolgular.
Boşaltmaz belini,
kafanı, dilinin
zembereklerini.
Artar titremesi
nazik ellerinin
Yalnız, yalnız yanlız...
bu kız ayrılırken
bu kez pes etmedin
çıkmadı pestilin,
gece düşlerinde
düşmedi dişlerin,
diz üstü çökmedin
perişan olmadan
adilce bitirdin.
Mertçeydi olanlar
aslanca değilse,
aslolanlar ile
yoğruldu, bildiğin
seçtiğin Doğrular.
Korundu onurlar,
Onulur acılar.
Doğru, dolgu olgu:
Olgun dolgun hanım,
Temiz açılmamış
tecrübesiz kız mı;
bir sonraki yaşam,
hangisi olmalı
. ***
Rastlasan Aşkına
Ulu Ruh Dağında,
ırmak kıyısında
salına salına
dolaşırken süzgün
şalına sarınıp.
Kapsan ansızın.
Salına atlayıp
kaçsanız diyardan
sevgili yar ve sen
Ba'har
İnsan,
Mart erken
Nisan derken
Mayısın mayası
Çoktan çalındı
Son Ayı İlk Baharın
Geldi çattı
Doğanın
Hamarat ellerinin dokusu
Doğunun
Baharat yellerinin kokusu
İnsanın aklını başından alıp
Aslanağzı'ndan para-şutla atlatıp
Başına getirmekte
Yerine gerine
Baharla beraber
Hafifletti beni de berber.
Biraz naz biraz kiraz,
Üzerine afiyet bir de
Milli oldum ilk kez
Anlatılmaz yaşanır bir afetle!
Ba'har adı
Okulun deneme sürüşü atı
At, avrat; yat, kat...
Ana avrat düz git yat
Tekerleme (De-light) Şekerleme
Fotoğraf çeken ‘piiis' hareket elle
Alefortanfoni, KakaFoni
Ebelek Kebelek etkisi
Rimi Rimi Ley
Yoğurt
Dolmuş
Bir otobos bir tosz
İncir boncuk
Ünlü Hollanda Laalesi
Bu Ne Yaygara Şelalesi
Su toprak, Işıkhava, kaza n ova
Semt Pazarı
Gökte yalnız gezen
Ay Yıldız
Ada adı, Korsan, Kurosan, Ay çöreği
Amerikan Hindisi
Hindistan Mısırı
Dahası...
Karpuz kes...tane
Üürüüüü üüüüüüüüüüüü...
Türk ürünü hepsi de
Top gibi Atlas sunulu bir tepside
Yarın Hıdrellez
Bahar Yaza erer tez...
Som Baharla harmanlansam
Kışı bi' güzel kışkışlasam...
Zaten,
Aslen
Bu şiyir
Ancak adam olur,
Bir başka
Bahara
Mayıs, 2005...
Işıkava, Japonya
Sumatra, 26 Aralık
dev, deprem, dalgası
koymadı, kalmadı
adam da ada da
ne, kimse kıyıda
kıydı canlarına
eşya tabiatı...
bunca tahribatı
kaldırmadı doğa
isyanlarda dünya
ırak asyalarda
karalı aralık
yaralı insanlık,
yararlı yararsız
yardıma koşarız,
zararlı kararsız
kalan sağ..., aç açık
acz, acı, muhtaçlık
cins, kast, renk, ırk, dil, din
pul parasız, zengin
bu kez de birleşin
...akraban, kardeşin...
yüzbin kayıp peşin
akbaba, kargası
leşin pay kavgası
batmış kuralı kralı
topladı misyonlar
on yüz bin milyonlar
kurtulanın kurdu
kurtaran, kurtardı
kurtaracağını
yaz öyküle söyle
belirt öyle şöyle
ne kadar aktar çiz
tasvirsiz bu enkaz,
ne anlatsak da, az
kudurtu kargaşa
kurt kuşa yem olma
enkazdan, baştan en
kurun yurdu hemen
işte sen, istesen...
O kul yı ll ık ya zı sı,
des tan ım sı
Dirinam tirinam
Tirinam tirinam tirinam
BU
Evrenin masalsı öyküsüdür;
Deste deste destan arasından, best-e satıcılardan
Kahraman, mekan ve zamanımıza uyarlanan.
Ne ki yarıda bırakı.
...
Tirinirinam
Manik depresif bir eda ile
Düzdüm manimi, mani olamadım kendime
...
Tirinam:
Kıy'met koparan-dağ deviren
Söylenişi bile insanı ürpertir: 'Evren'
Kaşı gözü, endamı; er kişi, erdemi.
Başkası neyine gerek
Dikilir karşında gerin-erek
Bir erkek ki erk sahibi.
Tirinam nam nam
...
-Dan dini dan dini dastana
Pandalar girmiş destana
-Aman emmi! Ninninin şimdi sırası mı,
Burası bostan değil, post pahalı!
Ateşli Sabır öldürdü Postacıyı
Dürt, kısa bir reklam arası.
...
tirim tirim
Bir insan tanımak
Birin-i san ki hep bildiğin
Orta-k-aderimizmiş bizim.
Biri Polis, öb'rü Koro çocuğu
İkisi aynı yolun yolcusu,
Dertlerle, Umutlarla
Kah sofrada kah tezgahta
Odada, piyasada; derste, derzde
Sahalarda, sahnede; sınavlarda
angut, ördek, kaz avında
Melekler dürttü bizi:
Davran, devran bu devirdir diye;
Her duruma dürüm olduk,
Dumursuz, umarsız.
Kimi zaman delilik:
burnumuz ile süründü
değer değmez her delik.
Topladık paydan parsamızı,
Yeteri götürü bonuslar cabası
Geride kalan: Mazide müziklerde
Tantanalı, tantunili
Müzelik bol enstantane.
Şu evrenle evrile çevrile dönecen'
Benim senin kavgası gütmeden
Sinen, benimsenen - bir nevi mevlevi
Gelmedi Bilkent'e kendi gibisi
Yoktur kimsesi, varisvari
-Demoklesin kılıncının neferleri,
Sisposun tepe gözünün feri,
Suspus fertlerin nefs ve nevri,
Kamyonun farı, evin lambası.
-Hop Ankara çık aradan yahu!
Tireni kaçırmak,
Feribottan martılara
can kurtaran simidi atmak
sos niyetine de tavşan kanı
-Hişt sen de
nokta vuruşlu Istanbul.
***
Okulda dört koca sene
Teşekkürler, Hey Arkadeş'e
Hitabı, herkese:
Yurdum insanını ihya edenlerin hamaretli ellerine,
Bağlama sanatını yadsınamaz kılanlara, tirinam
Pompacılara, kadeh kaldıranlara;
Dilek ve şikayetlerimizi dinleyenlere,
Dile ve çözüm getirenlere.
Dıling...
Zorlar da oldu-yıpratan, yıllarda yıldıran;
Onlar ise, işte yıkanır-kınanır anca'
yaksınlar kına!
De, dile bizler için –tediğini
Amma sen better ol e m i.
Şimdi kaldı son bir dönem.
Her dem,
Demlenen-zamlanan zaman.
Kotardık san'rım-olduk,
(nam salan) kopkoca-MAN
Tabii koparıp kökten,
(gökten)
Kapkacak uğruna düşmüş, kaçak dövüşmüş,
Kocaya kaçmış, kocamış-
Daha ham almalar da sayılmalı, olağan.
Sırada; tezgahta
Zerhoş kadehi çevirme var.
Biraz peynir, bir somun ekmek
En soyuta bedel en somut örnek.
Tirinam tirinam tirinam
Sonunda düze yazdım
mani-tamı tamı,
Tanı tanıma 365*4 sahife destanı
Esin kaynağım:
Esen meltem, malt kokulu
Avanosun susuzu, anasonun pususu;
Sazımda sözümde,
Duygu bağımda, bilgi dağarımda,
Ağır ağar ağaran doğada,
Gönül sarayımda, dizüstü sayarımda
Eden-ören yerini.
Ne bir kahr romanı
Ne de fısıltılar ormanı,
Yalnızca nehr yatağında akan
Damsız yaşam.
Sürecek...
Rumuzumuz, maymen için muz mani for nothing
Tunç (Bereket Tanrısı)
Çankırı
Bin dokuz yüz doksan yedi mezuniyeti öncesi
88
Türk Japon Vietnam ve Çin...
Tunç Tunççan Han-sanla Çan-san...
Kardas Ark'das Yandas Bel... An...
Bir kalem geç genç Hanimi
Kapali Han duvarlari
Yollar ince, uzun, ayri
Sevgili Çan-san, can canan
Bir içim su Allah için
Güzel, hos, bazen de, çirkin
Afacan Tunç-can-çan-han-san
Kuc'k, ayak üstü oynasan,
Derin, düste tin, dusta ten
Öz söz göz meclisten dista
Yogrulan masaj mesajla
Dami cami çin çin yuvarla
Aç, cin gibi çarpar sek seks
Sekissz, Sek sek, düm tek, ‘rak' raks
Yan Yalan, Yalanan, Yas... Yas...
Tunç çanlar çalmakta çinnnn çinnnn
Çikis yok ask kapanindan,
‘Bedenden çikmadikça can!'
Yerinde durmaz akan kan
Bugün yar yarin y a ran
‘Hem vurdu hem gitti dan dan!'
Iliski iskillendiren
Sarhos sar hos, ser, bos ver sen
Bulamaçken sonuç, neden
Kim, nasil, ne zaman, niçin...
Yol yakinken birak bitsin
Sonra agla, için için
...
Uslanmadan, birakmadan,
Usanmadan ve bikmadan
An an akip duran zaman...
Al al camdan bakan arap
Al al canndan akann sarap
Ahh al candan çall harap (h)arp
Densiz be_densiz be n deniz
Ramazan az_an yaramaz
O zanli ozan T. Durmaz
Tunç D. Medeni
Eylül, 2005 ... Subat, 2006