MySelf Research Şiir Denemelerim

Copyright © 1997-2006 Tunç Medeni

ŞİİR DENEMELERİM ya da DENEME ŞİİRLERİM, veyahut ŞİİR DENEYİMLERİM hatta DENEYİM ŞİİRLERİM...

YAZDIKLARIMA, KİTAP ADI DAHİ VERMİŞİM : 

 

YONGA

 

 

Tunç Medeni

 

 

İçindekiler:

1. DERDİN NE DİR EDİR NE

2. ISTANBUL DA BEN... O PERA VE

3. BAG DAT CAD DESİ

4. HAH!

5. KAÇIK KAAŞIK

6. YARAN SOHBET İ

7. HAYIRLI ALIŞVERİŞ!

8. FİNCANDAN ÇIKAN CAN

9. O AKARSU ÇIKMAZI

10. AĞLAMAK NAMINA

11. BA'HAR

12. SUMATRA, 26 ARALIK

13. O KUL YI LL IK YA ZI SI, DES TAN IM SI

14. 88

 

 

DERDİN NE DİR

EDİR NE

 

 

 

Edirne'nin gri rengi

Selimiye, 3 Şerefeli

Eski; II. Beyazıd Camii

noktaları nirengi.

 

Ben densiz;

Gündüz etrafta, etraflıca

Akşam yatakta

Gece kervan saray kafeterya barda..:

 

Edirne'nin:

boyu posu yerinde

kökleri ta derinde

Kazanova'dan Kırkpınar'a

İsimsiz kahr romanlarından

Levend”oğlu” Haluk'a.

 

Memleketin anasonu,

güneşin batısı burası. Sıla acısı

Ser hattın sırrına

çarpıp yansımada.

Sınır kuleleri, Karaağaç

Satıh, sinir harplerinin

Toplu-m bir-iki-m inin

Çukurca aynası.

Anasonun kıvamı,

Su ile karışıp da

degişmez esrâreng îz ini alması

Edrine de

Daha bir başka,

Belli ki bir daha, daha

bardak kaldırmazsan

ne yaparsın

bu kasvette,

insansın.

İnanir mısın?

 

Sanırsın, geçmiş

kopmuş yerinden

Geliyor üstüne.

Öğ'le geçmiş ki

Sis perdesi

Örtüyor, örteliyor

yaşanan denilenleri.

Ortalık sus pus.

 

Dersiniz sis-posların

tarih dersi…

Ve ya, kıyamete kadir

cennetin puslu günleri.

Yok ya da en güzeli;

Bir açıkhava müzesi konseri

Etrafta buhar makineleri

du-rumu, u-çurumu an-dıran

dum dum, dum- âni.

 

Kara-ağaç İs-tas(a)-yon'undaki

Asılı duran lokomotif

Satranç tahtasında

Tek başına nefs' eri

Gibi.

Ve oralarda

medeniyetin kalan tek dişi

bile var.

 

..

Ne diyeler Edirne, yola koyulayazalar mı?

..

 

Toplasan hepsini, kalan

Uzun zamanlardır -

Çin Çin gribi olan bir dişi.

Selimiye de ters bir lale

Bir mezar taşı

üzerinde taş'dığı

işlenmiş Palet ve Fırça…

 

Ama dur! Meriç Tunca

Bir şeyler mi mırıldanıyor yoksa.

.. ?

O-da, varsa, bir başka akına

 

 

Tunç Medeni

4/1/97

İs-tan-bul

 

(İs ters.. yön)

 

 

 

Istanbul da ben.. o Pera ve

 

Tarih, sıradan

kalender bir gün

bugünlük

mışıl mışıl kalkmışım yatağımdan

kıss..saca

duş almışım.

Sabahı kahvaltı ile yaşadım:

etrafıma yakındım

kendime yakınmadım..

Son rası, alt tarafı

coşkunca Barış ile

eni konu şımarmam.

Yu karısı

kızı karısı bo şaltmış

tası tarağı toplanmış

odaları.

Kral daireleri, zat î alleri

müzelik.

bir ajan dolu ki Pera,

konsol-Osma(n)lı,

sormayın gitsin!

Fakat,

bayram değil seyran değil.

-Bana kalsa

I st-an-bul nü- ans ama-

“Olimp-Ic” hiç degil.

Olsa olsa

çözük-uçkur skandalı,

tarihi Küve_t Sav Aş Kı

sonrası.

o dam dam altı; balkonlu:

şeyy , tan sofrası seriliyor karşımda

altından boynuzlanan H al iç

göz üm altında;

eski Istanbul'un altın boynuzu

artık, ayağa pas gümüş halhalı

vaktinde içmiş nektarını dol durup içinden kim içtiyse

şimdiyse

kasığımdan - kapış-pişik aramdan taşa'ğan kıs'um; Kasımpaşa ..

boynuzdan öz içenlerse

döl vurup

kokan ayak kabından

posa dikiyorlar iştahlarına.

har am vurup h ar man savurup

kuşaklara en güzel armağan

 

 

ser es ki uçan halı ser sin serri

ser, seri ver.

Tanrıçaların yarandığı ayna gibi yer

Serseri mayın Kolera yeri

Romanın çift yönlü hey keli,

sofra mozaiki, al ham am mer meri mer'i;

olmuş sana al kalb küt mono blok mermer.

surlar saraylar

yaşanan olaylar

roman gibi di i mi.

Ah bir es se sel götürse

son bir kez

-bir kez daha-

Ay kız . ay gız gııı.

 

Pey gamber gemisi.

amber gibi mis kokulu;

ambarları dolu: hayranları kulu.

Fıkh'rada da geçer;

Papazın yakarışı, el kitabı elinde.

En azından

gemi azığa almamış olsalardı

yine iyi, der-dik:

barakalar kalktı

tu zaklar azaldı.

Ne var ki

azan azgana:

Boyn' una ilmik;

dikişleri zor tutuyor.

Boğaz sa bir başka alem

-benim tar arf ‘ tan gözükmüyor-

iki yakası kıt a kana t, zor,

geriyor geliyor geçiniyor.

Bir gemi vuracak kıyıya-pir vuracak.

Her şey düz-ele-cek-cek cek. Çek çek sen de kaçırma.. *

 

 

balkona

konan yeni bir şey yok.

ama ah işte

bahar havası,

güneşli derme çatma

sonrası

pek-mez

pek hatırlamaz'ım..;

bi' tek yazıma uzanışım

zati tam tem izlik saati gelişi.

 

tarihi şamp - anca' - uan kapaklarının sergilen'işi.

31 katlinden kalan

sandalyaların kon ser ve ver ilişi ği,

takıntısı takırtısı O pera'nın.

tem'hiz e llerin gidişi

 

mini-barmenlerin kapı post-iti**

son ra sı…

 

 

Tunç Medeni

8.2.98

Pear palas pandıras

*söylen meyen, ay an ba'y an- ne kaldı ?

kaldı bir şeyler daha,

yazarken şunları

bunlar gitti.

za'ar oyunu gibi

bi' manzara daha paklar beni simdi!

**post-it-köşe yazisi, milliyet'tea pazar günleri. posu Postu, itin; postalamak iti, minibar kontrolörü, suyu pa halı so nucu, kapıyı itin.

 

 

 

bag dat cad desi

ses ettiğim yok

ortalık ta ses iz.

bu boşluk demek değil ama /

ısmarlama bir ezgi

geldi damağıma

dimağıma, kursağımda

 

sok aklar,

içi boş,

dışı boş;

içi boş,

dışı boş

araba,

elbise

dolu

 

açık dükkanlar

aşık atanlar

görünmüyorlar etraf lıca

 

sona. bas tiz damarım.

Islak!

ıslığım.

sonra / sonra sı

hava karardı

kara, ha vardı ha varacaktı

 

ay yalındı

ters yöne.., yanıldı

sadede

bir iki, tane ışık

 

ortalık_

kıvam kaydoldu

kıvamım' kayboldu

 

iyi aksamalar artık.

 

sürç-i aksan ım var dı sa da

affola

yürüdük o kadar, saatler boyunca

 

 

rumuz

1.4.98

konuk evi

 

 

 


 

Hah!

 

Ben

ne yapıyorum

 

“Koca- bir günün ardından”

 

Dene - ne - bilinir ki;

karşıdan karşıyı seyreti, yor'um:

sırsız aynadan uzanıp

camın cânımın

öbür tarafından

bularaktan

kendimi

 

“Yazarken, bu diz ‘ leri

koca bir ton, ten, tin, tin dolusu-kurusu

daha kaçırı - verdim..

acı yanı bu rası”

 

Bundan sonrası

bunalık

 

 

 

“bul anık suda

son kala, balık

som balık;

es kaza, insan

so. alık”

 

ar

iz

ona

ya

sı.

 


ne yapıyorum

ben

a cemi

ne be. ce ririm..!

 

 

 

pen cere, baka baka

cen dere, kara kara;

can dara, düşe kaka

 

 

 

Key if sizim

Anlamsızım

 

 

Kendime gelir im im

 

 

ne diye, neyi niye

 

 

Allah'ım

yalnızları oynuyorum

yıldızım' soluyorum

yaldızını soluyorum

 

soramıyorum

 

Kel afet imgeleri ile

yüklü ceyim

 

 

iyi ki,

din giliyim

iyi iki

den giyiliyim

 

 

sevgilim

de gilim

 

karlı kaşım

inc' itici dudağım

melül göz lerim

-den başka neyim.

Hah işte;

daha ne,

aynada âyan

bêyan karşım.

 

Al birini

vur ö te kine.

 

 

 

hıh!..

tiks indim.

 

 

 

 

 

 

 

 

“şam ağzım

som alığım

 

as asıya, yaz asıya

kadear

zam-

anlaman

artık

geçti.

taa ki (pp)

yat'sıya

denk geldi..”

 

31.3.98

Bos tan cı

 

hey hey

uyumanın şimdi sırası mıı


 

Kaçık Kaaşık

 

Bugün şık oldum

yarın a'şık olurum…

 

Ben;

Beraber olsam on'la

Sevsem sevinsem?

-Derb'der dolansam

Sersem serilsem.

 

Y'apışık kalsak ola ki.

Ertesi gün serinlikle

pışık olurum -

Örtesi günler ah!

Ben, hep pişman - pişik olurum.

 

Karışık

16-12-97

 

 

 

 

Yaran Sohbet i

 

(Bu ben:-)

 

AHBAP'LIĞIM VAR iSTANBUL'DA

HATTA, TOPLA TAŞIM HATTINDA

(DOSTUM)ALi'Yi ÇIKARDI KARŞIMA.

 

AMA; YOK HiÇBiRiNi ARAYASIM:

 

YASINI TUTTUĞUM, YASASINI KOYDUĞUM

BiR ŞEY DEĞiL

ADA KONAMAYAN BiR

ARA YAŞTA DA DEĞiLiM.

SADE', BiR YA Ş AM SÜRTÜSÜ..

..KENDi iÇiNDE GERiLiM, DELiRiM...

NE OLDUĞUNU BU KEZ DE

BiLMEDEN GEÇiNDiĞiM,

GÜZÜ GEÇiRDiĞiM, KIÇINA DAYANDIĞIM.

 

 

NE VARDIYA!

HENÜZ ERKENKEN

(JEN E RiK DE FONDA TEZAT HÜRAT DALGASI,

ÜSTTE GEÇEN ALTYAZ(G)I:)

...EL DE iKEN GÜZ EL...

KELDE, TAKIMLAR, KIYIYA YELKEN AÇMAMIŞKEN

"SIRTA KAM BUR KULUP"

 

BAYIRA KARŞI ÇADIR ÇÖKMEDEN

 

HIh hIh - soluk soluk'a da kaldIk...

 

EYER, KUŞANABiLSEYDiM.......

 


 

(Başka biri konuşuyor benimle şimdi :-) :-(

 

ADAM SEN DE

ADIM NASIL OLSA SENDE

HELE, BAK GÖR BAK, TEKBiR SECDE;

BiR TEK ADIM SENDELE.

 

ODANDA KAPALI KUTUSUN

PAtikli ayakların HALI DA, KAP KAPA

KAPKARA.

ADAN ISSIZ yüzsen mil öten'de tek kara parçası

SENiN "iSSE" NEDEN UMURUNDA DEĞiL!

KENDi HiSSEME üzülüyorum YANi iÇiN iÇiN SENiN iÇiN.

HADi BUNA KADEH KALDIRALIM HO HOYT, ÇiN ÇiN!

 

 

OOOOOF, ANLAYAMIYORUM iŞTE BU KAEDEAR,

YETER!

iNSANIM, CiGERiM, iNA NA NIM:

..AH iŞTE SEN BiR iSTE SEN..

ASLINDA NELER OLACAK NELER!

SENiN YERiNDE BEN OLSAM BEN

YANi YERiNMEK-GERiNMEK GiBi OLMASIN AMA

ÇOK ŞEY YAPARDIM ÇOK!

 

YOK ÖYLE DEĞiL DE, YANi:

AMAAN CANIM T AMA M!..

..SUSTUM, KARIŞ MAM.

Bi' DAHA KARIŞIRSAM

iKi OLSUN...

olsun

 


 

 

ben niye se N D E LEYEYiM Ki

EN FAZLA SANDALYEYE, BiR TABUREYE ÇIKARIM

TA BURAMA GELMiŞ OLUR ÇÜNKÜ

SALARIM YULARI BOŞLUĞA, SARARIM BOYNUMA

BOŞALTIRIM AĞIRLIĞIMI AYAKLARIMDA

SONRA Bi' TEPiK

ASILI KALIRIM BOŞLUKTA...

 

ARTIK BENi NE ZAMAN HATIRLARSANIZ;

MORARAYAZDIĞINDA MI ORAM BURAM - KORKTUĞUNUZDA,

VE YA KUT: BURAM BURAM KOKTUĞUMDA

 

SILA ÖZLEMi KALMAZ ZATEN.

SONRADAN O ANI SORANLARA

ANLATIRSINIZ, HAYATINDA iLK DEFA

SIMACA GiDiYORDU DiYE ANLAYANA.

VA SiYETiMiZ DE HAZROLDU BÖYLELiKLE:

YAZIN!

"ÖYLE UZUN ZEPLENDi Ki HAVADA

iLiKLERiNE KADAR DONDU KALDI".

ALLAH..

RAHMET YAĞDIRSIN

SON GÜNLER DE RAĞBET ÇOK DA...

 

 

 

31.12.97-1.1.98 idi

neresi

yersiz soru,

sonu.

 

 

hayırlı alışveriş!


bugün pazartesi

“sorun”un ertesi

un somun ekmek

um sorum emek

 

kafam ın tası attı

pazar ın tesi attı

nazar değ mesin artık

aldım altıma atımı

 

alınıverdi-Allah verdi,

alıştıra alıştıra-bir çırpıda

Bravo bana

na'çar baban, arab an..'

gelini verdi, güveyi gitti

 

son kertesi

bu işin

bundan iyisi

sağlığı canının

 

Tunç Medeni

4 4'lük ve

Bir Pazartesi

 

Fincandan Çıkan Can

 

Bir buçuk sene sonra gelip bir araya

Heves ile baktığımız kahve falında

‘Ölümü gördük', ama yorduk başkasına

Yorulmuş ürkmüştük, bilemedik açıkça

 

Ölüm, ölen o solgun suskun puslu yüzmüş

Çevresindekileri çoktan, çokça üzmüş

Gördüğüm, kördüğüm, yüz çukurları belli

Sevimli velet, hayal-et, Kespır suretli

 

Yalnız, manasız, taş gibi donuk bakışlı

Masum veya arıtılmıştı günahları

Ya ölmüş çoktan ya daha hiç doğmamıştı

Kendinden mahzun, sitemkar böyle olması

 

Telve imgesi birden ‘oldu' kurukafa

Karakorsancı ve atı, aha baksana!

Konya kaçkını, o evliya sakalıyla

Hayranlık ürküntü iğre.ti bir arada

 

Ey Ali Dayı sen çok yaşa mutlu yaşa

Güvercinlerinle bulutları kovala

Ne var zaten ağır ağaran bu dünyada

Meraklanma iyi, kalanların arkada

 

***

 

Ananemin evi Ankara K.Esat'ta

Bahçeleri yok, yol olmuş Bankacı Sokak,

Birlik Apartmanı dokuz no. En üst katta

Akık çatı, terası dolu anten çanak

 

Kocatepe'ye bakan o eve bakınca

Fotografını bakanlığın kullandığı

Alacağım tat acı dolu bundan sonra

Ağır, keskin, ‘silinmez asla'; daha farklı

 

Çatı katı, çat kapı, ‘merhaba anane,

Geldim, anahtarı verip veda etmeye'

Derken, ‘Ali dişarıda ölmüş ya' diye

Duyduğum, anlamıyorum elbette önce

 

Ayakkabımı çıkarmadan girdiğimde

Ali ölmüş Alpanı ara diyor ‘anne'

Telefonu tuşlamakta beceriksizce

‘Dışarısı' neresi ‘ölmek' ne kelime

 

İyi, dışarısı dediği teras zaten

Ölmemiş bayılmıştır ayıltırız hemen

Bayılmamış mıydı anane de önceden,

Düşündüklerim, onu dışarı izlerken

 

Gördüğüm manzara gayet normal, sorunsuz

Koca Dayı uzanmış uyukluyor yalnız

Kendinden mi bilmem hafifçe sola devrik

Ama herşey yerinde ne fazla ne eksik

 

Geçildi içeri arandı işten Dayı

‘Ölmüş' yerine ‘Vefat etmiş' kullanıldı...

”Dayım gelecek sen de otur biraz dinlen.

Haydi nasıl oldu anlat bana ilk elden...”

 

Dışarı tekrar çıktığımda tek başıma

İlk önce bakmaya, ardından sırasıyla

Yaklaşmaya, dokunmaya, anlamlamaya

Korktum, ya höö diye birden canlanırsa!

 

Sonra tek tek sorguladım korkularımı

Aslolan canlanması mı uyanması mı

O bildik ses tonumla seslendim adını

Suyla ovdum bileğini, ama kalkmadı

 

Nabzını yoklasam da ne anlarım ki ben

Ah Dayı sen de artık bir an önce gelsen

Gelse ne olacak, göçmüş işte rahmetli

Ne yapılır, şu anda onu düşünmeli

 

Hayatımda ilk kez görüyorum bir ölü

İlk kez yakın bir akrabam, yanımda öldü

Karşımda, o yerde ben de ayakta durmuş

Yerde ayakta kuşları, sakin kudurmuş

 

Soluk soluklaşırken nasıldı acaba

Nedir üstünde durduğu o kara torba.

Kalbin atmaz olmuş yaşın atmış olmadan

Nerenin yolcusu bedenden çıkınca can?

 

Sonrası, sonrası var mı, anlatılır mı...

...Diyeceğim, üstünü örttük, vardı Dayı...

Bir kardeşin abiyi o halde bulması...

Bana sade oradan uzaklaşmak kaldı...

...anmamak daha iyi, yeri ve zamanı

 

 

O akarsu çıkmazı

 

Tedorigava, 20.07.04

 

Akarsu kıyısında

Guruba karşı koşma

On artı on'ar dak'ka,

Onuru onarır mı

Onsuz ruhsuz olmamı

Unutturur mu sırda

 

Aktarınca yazına

Ağırdan sataraktan

Ortalık kararmakta

Ayınsa doğmuş çoktan

Artık koyulsan yola

Ah yurduna yollansan!

 

Aklıma kaydolup da

Ay, kaybolmuş yokluğa.

Akan su çağlaması

Kayıp, duyulmazlandı.

Kalan, yolda araçlar

Havaalan' uçaklar

 

Hayırlı akşam sana

Kalasın sağlıcakla

Kalmadan yalnız fazla

Kavuşasın yuvana

Sağ anana babana

Kardaşına yavruna

 

 

 

Ağlamak namına

 

 

Kanazawa , 19-20.07.04

 

 

Ağlamak namına:

gözünün gönlünün

gönlünün gözünün

yaşlanır kenarı,

yaşlanırken arı

duran masumluğun:

Canlı tutmak için

Senede beş altı

Sefer sulamalı.

 

Hüznünden kendinden

akmaya hazır

yaşlardan hakça

ördüğün ağlar;

omzuna bir daha

yaslanmayacak o

yosma yarinin o

yaş yasını tutar.

 

O tatlı baş belan,

yaşamını yazan,

yarınını yaran,

yaranı kanatan,

kanını kaynatan:

yar degil, yok, hayır;

ondan yaratılan

His, sevmeye dair.

 

Senin yarin olan,

Var olan yerine

Var olmuş olanın

verdiği has hisse

kuvvetlice bağın,

Ne yüceltir seni,

iyi bir sevgili

ince ruhlu biri

olmana el verir;

ne de anlamlama,

ak kara anlama

hayırlı hayırsız

nedir ayırdetme,

acıyı dert etmeme

işin kolaylaşır.

 

Kazanımın belki

bir roman-tik şair

bekleyen keşfini

sadık, sapık, sabık

ruhunu, ve sair –

ki o da birazcık.

Sakın ha ondan

umma ün san

kendini şanslıysan

masum bir insan san

giderek yaşlanan.

 

Aşkın sandığından

dışarı açığa

çıkarken ne varsa

değerli saydığın...

sarılsa kavukla

aksindeki kafa

lavukluğundan mı

bilgeliğinden mi

bilinebilir mi...

 

Bir azıcık duygu

Sağ azı dişinin

kırık kovuğunu

doldurmaz; Dolgular.

Boşaltmaz belini,

kafanı, dilinin

zembereklerini.

Artar titremesi

nazik ellerinin

 

Yalnız, yalnız yanlız...

bu kız ayrılırken

bu kez pes etmedin

çıkmadı pestilin,

gece düşlerinde

düşmedi dişlerin,

diz üstü çökmedin

perişan olmadan

adilce bitirdin.

Mertçeydi olanlar

aslanca değilse,

aslolanlar ile

yoğruldu, bildiğin

seçtiğin Doğrular.

Korundu onurlar,

Onulur acılar.

 

Doğru, dolgu olgu:

Olgun dolgun hanım,

Temiz açılmamış

tecrübesiz kız mı;

bir sonraki yaşam,

hangisi olmalı

 

. ***

 

Rastlasan Aşkına

Ulu Ruh Dağında,

ırmak kıyısında

salına salına

dolaşırken süzgün

şalına sarınıp.

Kapsan ansızın.

Salına atlayıp

kaçsanız diyardan

sevgili yar ve sen

 

 

Ba'har

 

İnsan,

Mart erken

Nisan derken

Mayısın mayası

Çoktan çalındı

Son Ayı İlk Baharın

Geldi çattı

 

Doğanın

Hamarat ellerinin dokusu

Doğunun

Baharat yellerinin kokusu

İnsanın aklını başından alıp

Aslanağzı'ndan para-şutla atlatıp

Başına getirmekte

Yerine gerine

 

Baharla beraber

Hafifletti beni de berber.

Biraz naz biraz kiraz,

Üzerine afiyet bir de

Milli oldum ilk kez

Anlatılmaz yaşanır bir afetle!

Ba'har adı

Okulun deneme sürüşü atı

 

At, avrat; yat, kat...

Ana avrat düz git yat

Tekerleme (De-light) Şekerleme

Fotoğraf çeken ‘piiis' hareket elle

Alefortanfoni, KakaFoni

Ebelek Kebelek etkisi

Rimi Rimi Ley

 

Yoğurt

Dolmuş

Bir otobos bir tosz

İncir boncuk

Ünlü Hollanda Laalesi

Bu Ne Yaygara Şelalesi

Su toprak, Işıkhava, kaza n ova

Semt Pazarı

Gökte yalnız gezen

Ay Yıldız

Ada adı, Korsan, Kurosan, Ay çöreği

Amerikan Hindisi

Hindistan Mısırı

Dahası...

Karpuz kes...tane

Üürüüüü üüüüüüüüüüüü...

Türk ürünü hepsi de

Top gibi Atlas sunulu bir tepside

 

Yarın Hıdrellez

Bahar Yaza erer tez...

Som Baharla harmanlansam

Kışı bi' güzel kışkışlasam...

Zaten,

Aslen

Bu şiyir

Ancak adam olur,

Bir başka

Bahara

 

Mayıs, 2005...

Işıkava, Japonya

 

Sumatra, 26 Aralık

dev, deprem, dalgası

koymadı, kalmadı

adam da ada da

ne, kimse kıyıda

kıydı canlarına

 

eşya tabiatı...

bunca tahribatı

kaldırmadı doğa

isyanlarda dünya

ırak asyalarda

 

karalı aralık

yaralı insanlık,

yararlı yararsız

yardıma koşarız,

zararlı kararsız

 

kalan sağ..., aç açık

acz, acı, muhtaçlık

cins, kast, renk, ırk, dil, din

pul parasız, zengin

bu kez de birleşin

 

...akraban, kardeşin...

yüzbin kayıp peşin

akbaba, kargası

leşin pay kavgası

batmış kuralı kralı

 

topladı misyonlar

on yüz bin milyonlar

kurtulanın kurdu

kurtaran, kurtardı

kurtaracağını

 

yaz öyküle söyle

belirt öyle şöyle

ne kadar aktar çiz

tasvirsiz bu enkaz,

ne anlatsak da, az

 

kudurtu kargaşa

kurt kuşa yem olma

enkazdan, baştan en

kurun yurdu hemen

işte sen, istesen...

 

 

O kul yı ll ık ya zı sı,

des tan ım sı

 

Dirinam tirinam

Tirinam tirinam tirinam

BU

Evrenin masalsı öyküsüdür;

Deste deste destan arasından, best-e satıcılardan

Kahraman, mekan ve zamanımıza uyarlanan.

Ne ki yarıda bırakı.

...

Tirinirinam

Manik depresif bir eda ile

Düzdüm manimi, mani olamadım kendime

...

Tirinam:

Kıy'met koparan-dağ deviren

Söylenişi bile insanı ürpertir: 'Evren'

Kaşı gözü, endamı; er kişi, erdemi.

Başkası neyine gerek

Dikilir karşında gerin-erek

Bir erkek ki erk sahibi.

Tirinam nam nam

...

-Dan dini dan dini dastana

Pandalar girmiş destana

-Aman emmi! Ninninin şimdi sırası mı,

Burası bostan değil, post pahalı!

Ateşli Sabır öldürdü Postacıyı

Dürt, kısa bir reklam arası.

...

tirim tirim

Bir insan tanımak

Birin-i san ki hep bildiğin

Orta-k-aderimizmiş bizim.

Biri Polis, öb'rü Koro çocuğu

İkisi aynı yolun yolcusu,

Dertlerle, Umutlarla

Kah sofrada kah tezgahta

Odada, piyasada; derste, derzde

Sahalarda, sahnede; sınavlarda

angut, ördek, kaz avında

 

Melekler dürttü bizi:

Davran, devran bu devirdir diye;

Her duruma dürüm olduk,

Dumursuz, umarsız.

Kimi zaman delilik:

burnumuz ile süründü

değer değmez her delik.

 

Topladık paydan parsamızı,

Yeteri götürü bonuslar cabası

Geride kalan: Mazide müziklerde

Tantanalı, tantunili

Müzelik bol enstantane.

 

Şu evrenle evrile çevrile dönecen'

Benim senin kavgası gütmeden

Sinen, benimsenen - bir nevi mevlevi

Gelmedi Bilkent'e kendi gibisi

Yoktur kimsesi, varisvari

-Demoklesin kılıncının neferleri,

Sisposun tepe gözünün feri,

Suspus fertlerin nefs ve nevri,

Kamyonun farı, evin lambası.

-Hop Ankara çık aradan yahu!

Tireni kaçırmak,

Feribottan martılara

can kurtaran simidi atmak

sos niyetine de tavşan kanı

-Hişt sen de

nokta vuruşlu Istanbul.

 

 

***

 

 

Okulda dört koca sene

Teşekkürler, Hey Arkadeş'e

Hitabı, herkese:

Yurdum insanını ihya edenlerin hamaretli ellerine,

Bağlama sanatını yadsınamaz kılanlara, tirinam

Pompacılara, kadeh kaldıranlara;

Dilek ve şikayetlerimizi dinleyenlere,

Dile ve çözüm getirenlere.

Dıling...

Zorlar da oldu-yıpratan, yıllarda yıldıran;

Onlar ise, işte yıkanır-kınanır anca'

yaksınlar kına!

De, dile bizler için –tediğini

Amma sen better ol e m i.

 

Şimdi kaldı son bir dönem.

Her dem,

Demlenen-zamlanan zaman.

Kotardık san'rım-olduk,

(nam salan) kopkoca-MAN

Tabii koparıp kökten,

(gökten)

Kapkacak uğruna düşmüş, kaçak dövüşmüş,

Kocaya kaçmış, kocamış-

Daha ham almalar da sayılmalı, olağan.

 

Sırada; tezgahta

Zerhoş kadehi çevirme var.

Biraz peynir, bir somun ekmek

En soyuta bedel en somut örnek.

 

Tirinam tirinam tirinam

Sonunda düze yazdım

mani-tamı tamı,

Tanı tanıma 365*4 sahife destanı

Esin kaynağım:

Esen meltem, malt kokulu

Avanosun susuzu, anasonun pususu;

Sazımda sözümde,

Duygu bağımda, bilgi dağarımda,

Ağır ağar ağaran doğada,

Gönül sarayımda, dizüstü sayarımda

Eden-ören yerini.

Ne bir kahr romanı

Ne de fısıltılar ormanı,

Yalnızca nehr yatağında akan

Damsız yaşam.

 

Sürecek...

 

Rumuzumuz, maymen için muz mani for nothing

Tunç (Bereket Tanrısı)

 

Çankırı

Bin dokuz yüz doksan yedi mezuniyeti öncesi

 

88

 

Türk Japon Vietnam ve Çin...

Tunç Tunççan Han-sanla Çan-san...

Kardas Ark'das Yandas Bel... An...

 

Bir kalem geç genç Hanimi

Kapali Han duvarlari

Yollar ince, uzun, ayri

 

Sevgili Çan-san, can canan

Bir içim su Allah için

Güzel, hos, bazen de, çirkin

 

Afacan Tunç-can-çan-han-san

Kuc'k, ayak üstü oynasan,

Derin, düste tin, dusta ten

 

Öz söz göz meclisten dista

Yogrulan masaj mesajla

Dami cami çin çin yuvarla

 

Aç, cin gibi çarpar sek seks

Sekissz, Sek sek, düm tek, ‘rak' raks

Yan Yalan, Yalanan, Yas... Yas...

 

Tunç çanlar çalmakta çinnnn çinnnn

Çikis yok ask kapanindan,

‘Bedenden çikmadikça can!'

 

Yerinde durmaz akan kan

Bugün yar yarin y a ran

‘Hem vurdu hem gitti dan dan!'

 

Iliski iskillendiren

Sarhos sar hos, ser, bos ver sen

Bulamaçken sonuç, neden

 

Kim, nasil, ne zaman, niçin...

Yol yakinken birak bitsin

Sonra agla, için için

 

...

 

Uslanmadan, birakmadan,

Usanmadan ve bikmadan

An an akip duran zaman...

 

Al al camdan bakan arap

Al al canndan akann sarap

Ahh al candan çall harap (h)arp

 

Densiz be_densiz be n deniz

Ramazan az_an yaramaz

O zanli ozan T. Durmaz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tunç D. Medeni

Eylül, 2005 ... Subat, 2006